Hayvanlar 3 dk okuma Mertan Yalın Güncellendi:
Kanguru Neden Yürümek Yerine Zıplayarak İlerler?
Zıplamak enerji israfı gibi görünür ama kanguruda tam tersidir. Tendonlarında depolanan enerji, nefesiyle uyumlu ritmi ve üçüncü bacak gibi çalışan kuyruğu.
Dört ayaklı memelilerin çoğu yürür, koşar ya da tırmanır. Kanguru ise zıplar. Bu, hareket biçimleri arasında oldukça sıra dışı bir tercihtir ve ilk bakışta verimsiz görünür. Havaya yükselmek enerji ister; her sıçrayışta yerçekimine karşı iş yapılır. Buna rağmen kanguru, uzun mesafeleri kendisiyle aynı boyuttaki koşan hayvanlardan daha az enerjiyle kat edebilir. Bu çelişkinin cevabı, bacaklarındaki tendonlarda saklıdır.
Bacaklar Bir Yay Gibi Çalışır
Kanguru yere indiğinde, arka bacaklarındaki uzun ve kalın tendonlar gerilir. Bu gerilme sırasında düşüşün enerjisi kaybolmaz; tendonlarda esnek bir yay gibi depolanır. Bir sonraki sıçrayışta bu enerji geri verilir. Yani hayvanın her adımda kaslarıyla yeniden üretmesi gereken enerjinin önemli bir kısmı, bedeninin kendisi tarafından geri kazanılır.
Bunun ilginç bir sonucu vardır. Kanguru hızlandıkça sıçrayış sayısını fazla artırmaz; onun yerine her sıçrayışın mesafesini uzatır. Böylece belirli bir hız aralığında enerji harcaması neredeyse sabit kalır. Çoğu hayvanda hız arttıkça harcanan enerji hızla yükselirken, kanguruda bu eğri çok daha düz seyreder. Uzun mesafeleri, kurak ve besinin dağınık olduğu topraklarda taramak zorunda olan bir hayvan için bu büyük bir avantajdır.
Nefes ile Sıçrayışın Uyumu
Zıplama, kanguruya beklenmedik bir kolaylık daha sağlar. Yere iniş sırasında iç organlar diyaframa doğru bastırır ve havanın bir kısmı adeta kendiliğinden dışarı çıkar. Sıçrayış sırasında ise bu baskı kalkar ve akciğerler dolar. Böylece nefes alıp verme ritmi, hareketin ritmiyle örtüşür. Solunum için ayrıca kas gücü harcanması azalır. Hareketin kendisi, nefesin pompası haline gelir.
Üçüncü Bacak: Kuyruk
Kanguru kuyruğu bir denge çubuğu sanılır, oysa çok daha fazlasıdır. Hayvan yavaş hareket ederken, yani otlarken ya da kısa mesafe ilerlerken kuyruğunu yere basar ve gövdesinin ağırlığını ona aktarır. Ölçümler, bu sırada kuyruğun bir bacak kadar itme kuvveti üretebildiğini göstermiştir. Yani kanguru yavaş giderken beş uzuvla hareket eder ve kuyruğu bunların en çalışkanı olabilir.
Kuyruk aynı zamanda oturma direğidir. Kanguru arka ayakları ve kuyruğuyla üçayaklı bir sehpa gibi dengelenir. Bu duruş, ön ayaklarını serbest bırakır. Rakip erkekler arasındaki mücadelelerde hayvanın kuyruğuna yaslanıp güçlü arka ayaklarıyla tekme savurabilmesinin sebebi budur.
Keseye Sığan Bir Strateji
Kanguru yavrusu son derece erken bir aşamada doğar. Doğduğunda birkaç santimetre boyunda, tüysüz ve gözleri kapalıdır. Bu haliyle annesinin tüylerine tutunarak keseye kadar tırmanır ve orada bir meme başına kenetlenir. Gerçek gelişimin büyük bölümü rahimde değil, kesede tamamlanır.
Bu strateji kuraklığa uyum açısından anlam kazanır. Koşullar kötüleştiğinde annenin taşıdığı yük çok küçüktür; kaybı ve yenilenmesi görece kolaydır. Dahası kanguruların gelişimi farklı aşamalarda duraklatabildiği bilinir. Yağmur geldiğinde, otlar yeşerdiğinde bekleyen gelişim yeniden başlar. Yani üreme takvimi doğrudan yağışa bağlanmıştır.
Sürüde Yaşamak
Kangurular çoğunlukla gruplar halinde dolaşır. Bu birliktelik hem beslenme alanlarını bulmayı hem de tehlikeyi erken fark etmeyi kolaylaştırır. Otlayan bireylerin bir kısmı düzenli olarak başını kaldırıp çevreyi tarar; birinin ani hareketi bütün gruba yayılır. Tehlike anında yere sert biçimde vurulan arka ayak, kısa ve etkili bir uyarı sinyali işlevi görür.
Grup içindeki ilişkiler sabit değildir. Bireyler farklı gruplara katılabilir, ayrılabilir ve tekrar dönebilir. Bu esnek yapı, besin kaynaklarının mevsime göre yer değiştirdiği topraklarda büyük avantaj sağlar. Kalabalık, otun bol olduğu yerde büyür; kuraklıkta ise dağılır.
Sıcak ve kurak topraklarda yaşayan bir hayvan için ısıdan korunmak hayati bir meseledir. Kangurular gün ortasında gölgede dinlenir, esas hareketlerini serin saatlere bırakır. Ayrıca ön kollarının iç yüzeyini yalarlar. Buradaki damarlar deriye çok yakın geçer; ıslanan yüzeyden buharlaşan su, kanı doğrudan serinletir. Basit ama etkili bir soğutma sistemidir.
Zıplayarak yol alan, kuyruğuyla yürüyen, yavrusunu cebinde büyüten ve kollarını yalayarak serinleyen bir hayvan. Kanguru, doğanın tek bir çözüm yolunda ısrar etmediğini, koşullar farklıysa çözümün de tamamen farklı olabileceğini gösteren en iyi örneklerden biridir.