Kişisel Gelişim 3 dk okuma Mertan Yalın Güncellendi:
Karakalem Çizime Başlamak: Görmeyi Öğrenmek
Çizim doğuştan gelen bir yetenek değil, öğrenilebilir bir görme biçimidir. Karakalemde ilk adımlar, ton çalışması ve düzenli pratik.
Karakalem, çizim öğrenmenin en sade ve en dürüst yoludur. Bir kalem, bir kâğıt ve bir silgiyle başlanır; renk yoktur, teknik hile yoktur, dolayısıyla gizlenecek yer de yoktur. Tam bu yüzden yeni başlayanlar için ideal, aynı zamanda ürkütücüdür. Oysa çizim, çoğu insanın sandığı gibi doğuştan gelen bir yetenek değil, öğrenilebilir bir görme biçimidir.
Çizim öğrenmenin ilk gerçeği şudur: sorun elde değil, gözdedir. İnsan zihni gördüğü şeyleri simgelere indirger. Bir el çizmeye kalktığınızda, gerçekte önünüzde duran eli değil, zihninizdeki "el" fikrini çizersiniz. Bu yüzden ortaya beş çubuklu tuhaf bir şekil çıkar. Karakalemin asıl eğitimi, bu simgeyi devre dışı bırakıp gerçekten bakmayı öğretmektir.
Malzemeyi sade tutmak
Başlangıç için üç kalem yeter: orta sertlikte bir kalem, biraz daha yumuşak bir kalem ve çok yumuşak bir kalem. Sert kalemler ince ve açık çizgi verir, yumuşak kalemler koyu ve geniş ton. Bunun yanında hamur silgi ve normal silgi, biraz kalın bir eskiz defteri işinizi görür. Onlarca kalemlik setler almak, henüz hangi kalemin ne yaptığını bilmeyen biri için karışıklıktan başka bir şey üretmez.
Kalemi tutuş biçimi de fark yaratır. Yazı yazar gibi uçtan tutmak ince ve kontrollü çizgi verir; kalemi avuç içine yatırıp yandan tutmak ise geniş, yumuşak taramalar için uygundur. İkisini de denemek, elin esneklik kazanmasını sağlar.
Çizgi ve şekil çalışmaları
İlk haftalarda konu seçmeye çalışmayın; el ısıtın. Sayfayı düz çizgilerle doldurmak, tek hamlede daire çizmeye çalışmak, elips çalışmak sıkıcı görünür ama karşılığı büyüktür. Bu alıştırmalar kolun omuzdan hareket etmesini öğretir. Küçük ve titrek çizgilerin sebebi genellikle sadece bilekten çizmektir.
Ardından karmaşık nesneleri basit hacimlere ayırmayı deneyin: küre, küp, silindir, koni. Bir bardak silindirdir, bir kafa küreye yakındır, bir kutu küptür. Bu ayrıştırma alışkanlığı, karşınızdaki her nesneyi çizilebilir hâle getirir.
Oran ve ölçü ölçmeyi de erken öğrenmekte fayda var. Kalemi kolunuzu uzatıp dikey tutarak nesnenin bir parçasını birim kabul edin, sonra diğer parçaların bu birimin kaç katı olduğunu ölçün. Bu basit yöntem, zihnin abarttığı ya da küçülttüğü kısımları düzeltir. Çizimlerdeki çoğu "bir yeri tuhaf ama nesi belli değil" hissi, aslında bozulmuş orandan kaynaklanır.
Işık, gölge ve ton
Karakalemin can damarı tondur. Bir çizimin gerçekçi görünmesini sağlayan şey çoğunlukla çizgi değil, açıklık ve koyuluğun doğru dağılmasıdır. Bir nesneye baktığınızda ışığın nereden geldiğini belirleyin; sonra ışık alan yüzü, geçiş bölgesini, gölgede kalan yüzü ve nesnenin yere düşürdüğü gölgeyi ayırt edin. Yeni başlayanlar genellikle her yeri orta griye boyar ve çizim düz görünür. Cesur koyular kullanmak, resmi bir anda ayağa kaldırır.
Kâğıdın beyazını korumak da bir tekniktir. Yeni başlayanlar sayfanın en açık yerlerini de hafifçe boyama eğilimindedir; oysa en parlak noktanın kâğıdın kendi beyazı olarak kalması, resme ışık verir. Elin altına temiz bir kâğıt koymak, çalışırken yüzeyin istemsizce grileşmesini önler.
Tarama yönüne dikkat edin. Çizgileri yüzeyin biçimine uyarak yönlendirmek hacim hissini artırır. Sildiğiniz yerler de ışık üretir; hamur silgiyle koyu bir alandan ışık çekmek, karakalemin en keyifli hamlelerinden biridir.
Düzenli çalışmanın biçimi
Günde on beş dakika, haftada bir kez üç saatten daha iyidir. Küçük bir defter taşıyın ve önünüze çıkan sıradan şeyleri çizin: bir anahtarlık, buruşuk bir kâğıt, bardaktaki kaşık. Sıradan nesneler mükemmel modeldir; kaçmazlar, kıpırdamazlar ve kimse benzerlik konusunda sizi yargılamaz.
Kopya çizmek de faydalıdır, üstelik utanılacak bir şey değildir. Beğendiğiniz bir karakalem çalışmasını satır satır taklit etmek, o çizeri hangi kararları verdiğini anlamanın en hızlı yoludur. Ne kadar koyu gitmiş, nereyi boş bırakmış, hangi ayrıntıyı atmış; bunlar ancak elle tekrarlanırken görülür. Zamanla kopyadan kendi bakışınıza geçersiniz.
Çizimlerinizi atmayın, tarih atın. Üç ay sonra ilk sayfalara döndüğünüzde, ilerlemenin gündelik çalışırken fark edilmeyecek kadar sinsi olduğunu görürsünüz. Karakalemde ustalık, tek bir sıçramayla değil, biriken yüzlerce sıradan sayfayla gelir.